ATMOSFER OLAYLARI

YILDIRIMLAR, ŞİMŞEKLER

  • Yılda 3 milyar yıldırım…
  • Saatte 96.000 km hızla hareket eden ve 30.000 oC ısı açığa çıkaran muazzam birer enerji kaynağı…
  • Allah’ın var ettiği en görkemli atmosfer olaylarından biri olan yıldırımın nasıl oluştuğunu ve nasıl bu kadar yüksek miktarda enerjiyi açığa çıkardığını hiç düşündünüz mü?


Sağanak yağmurda, atmosferdeki elektriğin boşalması esnasında oluşan parlak ışıklardan meydana gelen şimşekler ve yıldırımlar, birer iklim olayı olmanın yanı sıra aynı zamanda binlerce santralden daha fazla elektrik üreten enerji kaynaklarıdır. Bu doğal enerji kaynaklarının nasıl oluştuğu ve ne kuvvette ısı ve ışık yaydıkları sorularının yanıtları, Yüce Rabbimiz’in sonsuz gücünü ve ihtişamlı yaratma sanatını gözler önüne seren birer yaratılış harikasıdır.


YARIM SANİYEDE OLUŞAN İHTİŞAM: ŞİMŞEK MUCİZESİ

  • Tek bir şimşeğin yaydığı enerji dahi Amerika’daki tüm elektrik santrallerinin ürettiği enerjiden daha fazladır.
  • Bir şimşek çakışı 3 aydan daha fazla bir zaman için 100 watt’lık bir ampulü yakabilir.
  • Bir şimşeğin yere temas noktasında hava 25.000 oC’ye kadar ısınır. Şimşeğin hızı saniyede 150.000 km’dir, ortalama kalınlığı 2.5-5 cm’dir.
  • Şimşek yeryüzünü kaplayan bitki örtüsünün yaşamını devam ettirebilmesi için önemli olan nitrojen moleküllerini üretir.
  • Ortalama şimşek çakması 20.000 amper elektriksel güç içerir. Bir kaynakçı çeliği kaynakla birleştirmek için yalnızca 250-400 amper kullanır.
  • Şimşek saniyede 150.000 km yani neredeyse yarı ışık hızıyla hareket eder ve sesten 100.000 defa daha hızlıdır.
  • Şimşeğin yaydığı ışık 10 milyon tane 100 wattlık ampulün yaydığı ışıktan daha fazla aydınlık verir. Örneklendirmek gerekirse; İstanbul’daki her evde bir ampul yansa, çakan tek bir şimşek etrafı bunlardan daha fazla aydınlatır. Allah, Kuran’da şimşeğin bu harika parıltısını şöyle bildirir: “... şimşeğinin parıltısı neredeyse gözleri kamaştırıp götürüverecektir.” (Nur Suresi, 43)



ŞİMŞEK NASIL OLUŞUR?


http://forum.arkitera.com/attachments/mimari-fotograf/6992d1170432307-konyaalti-sahilinde-denize-yildirim-dusme-ani-26899-jpg

Güneş ışıkları ile yeryüzünde ısınan hava, içinde buharlaşan suyu da taşıyarak yükselir. Bu yükselen hava yaklaşık 2-3 kilometreye ulaşınca havanın soğuk katmanlarıyla karşılaşır. Bulutların bu yükselişleri sırasında içlerinde oluşan buz kristalleri birbirlerine sürtünerek bir statik elektrik enerjisi açığa çıkarırlar. Bu elektrik enerjisi bulutların üst katmanlarında pozitif (+), alt katmanlarında ise negatif (-) yüklü olarak birikir. Bulutun içindeki yük havayı iyonize edecek güce ulaştığında şimşek oluşur.



NİÇİN GÖK GÜRLER?

Şimşek veya yıldırım etraflarındaki havayı saniyenin milyonda biri kadar bir sürede 30.000 dereceye kadar ısıtırlar. Isınan bu hava aniden genleşir. Normal atmosfer basıncının neredeyse 100 katı bir basınçla, ses hızından çok hızlı ses dalgaları yayar. Bu aynen ses hızını geçen uçaklarda olduğu gibi kulağımıza bir tür patlama sesi olarak ulaşır. Bu patlama sesi gök gürlemesi olarak adlandırılır.


GÖK GÜRÜLTÜSÜNÜN SESİ İLE YILDIRIMIN IŞIĞI NEDEN YERYÜZÜNE AYNI ANDA ULAŞMAZ?

Çünkü gök gürültüsünün sesi bize ses hızı (havada 340 m/ saniye) ile ulaşırken, şimşek ve yıldırımın görüntüsü gözümüze ışık hızıyla (299.793 km/saniye) ulaşır. Bu da iki olay arasında belli bir sürenin geçmesine ve yıldırımın ışığının gök gürültüsünden önce yeryüzüne ulaşmasına neden olur.


ŞİMŞEK VE YILDIRIM ARASINDAKİ FARK NEDİR?

Bulutla yer arasındaki elektrik yükü farkı arttıkça aradaki havanın da delinmesi kolaylaşır ve belli bir değerden sonra havanın delinmesiyle oluşan iletken kanal boyunca buluttan toprağa veya topraktan buluta elektriksel boşalma başlar. Bulutla bulut arasında olan elektriksel boşalmaya şimşek ve bulutla toprak arasındaki elektriksel boşalmaya ise yıldırım denir.



KURAN’DA BİLDİRİLEN ŞİMŞEK GERÇEĞİ

Kuran’da bulunan surelerden biri olan Ra’d Suresi’nin anlamı “gök gürültüsü”dür. Allah bu surede, şimşeğin çakmasıyla oluşan gök gürültüsünün Kendisi’ni tesbih ettiğini şöyle bildirmiştir:

”Gök gürültüsü O’nu hamd ile, melekler de O’na olan korkularından tesbih ederler…” (Rad Suresi, 13)



YILDIRIM ÇARPMASI ÖLÜMÜ DÜŞÜNDÜRÜYOR


http://resimler.diziyeri.com/resimler/ilgincresimler/simsek.jpg

Her yıl yüzlerce insanın yaşamını yitirmesine neden olan yıldırım çarpmasından sağ kalan insanların deneyimleri, ölümü hatırlatırken insanın Allah’ın karşısındaki acizliğini de gözler önüne seriyor.

Bir kişiye yıldırım çarpması olasılığı 700.000’de birdir ancak bu olasılığı ve yıldırımın etkilerini azımsamamak gerekir. Yıldırım çarpan insanların kendi ifadelerine göre; elektrik akımı giysilerin fermuarlarını veya düğmelerini patlatabilmekte, oluşan akımla insanlar yere düşerek baygınlık geçirebilmektedirler. Yıldırım çarpması sonucunda hastanelerin yoğun bakımlarında 1-2 ay süreyle tedavi gören bu kimseler, beyinde meydana gelen hasarlar nedeniyle yürümeyi, yutmayı daha genel bir ifade ile yeniden yaşamayı öğrenmektedirler. Bu kişiler “ölümü yaşamış ve dirilmiş gibi” hissettiklerini ifade etmektedirler.

Kuran’da Yüce Allah’ın Hz. Musa’nın kavmine yaşattığı bir yıldırım çarpmasında bu yaşananlara çok benzer bir durum haber verilmiştir. Çirkin bir cesarette bulunarak, iman etmek için Hz. Musa’dan Allah’ı apaçık görmeyi talep eden İsrailoğulları’nı Allah yıldırımın buna benzer etkisine maruz bırakmıştır. Ayette geçen “yıldırım sizi kendinizden almıştı“, “ölümünüzden sonra dirilttik“ ifadeleriyle, yıldırım kurbanlarının kalplerinin durarak ölümlerinden sonra dirilmiş gibi olmalarına, yaşadıkları şoka, bilinç ve hafıza kayıplarına işaret ediliyor olabilir. (Şüphesiz en doğrusunu Allah bilir.) Kuran’daki ilgili ayetler şöyledir:

“Ve demiştiniz ki: "Ey Musa, biz Allah'ı apaçık görünceye kadar sana inanmayız." Bunun üzerine yıldırım sizi (kendinizden) almıştı. Ve siz bakıp duruyordunuz. Sonra şükredesiniz diye, sizi ölümünüzden sonra dirilttik.” (Bakara Suresi, 55-56)

TAYFUNLAR, KASIRGALAR, HORTUMLAR

Üzerinde yaşadığımız dünya, biz hiç farkında olmasak da, içerden ve dışardan pek çok tehdit unsuruyla doludur. Göktaşları, karadelikler, kuyruklu yıldızlar, dıştaki tehdit unsurlarının sadece bir bölümüdür.

Tüm bunların sonucunda da can ve mal kaybıyla sonuçlanan ve doğal afetler olarak adlandırılan olaylar gerçekleşmektedir. Başta depremler olmak üzere, volkan patlamaları, seller, dev dalgalar, hortumlar, fırtınalar, büyük yangınlar birbirlerinden farklı şiddet ve etkilere sahiptirler. Ortak yönleri ise oldukça kısa bir zaman içinde bir şehri, orada yaşayan insanları ve diğer tüm canlıları yok edebilmeleri ve büyük hasarlara yol açabilmeleridir. En önemlisi de insanların bu zararları engellemeye kesinlikle güç yetirememeleridir.

Bu felaketlerin tümü, insanların çok iyi bildikleri ama karşılaşmadıkları sürece akıllarına getirmek istemedikleri gerçeklerdir.
Allah, zaman zaman insanlara, yaşadıkları mekanın ne derece güvensiz olabileceğini de göstermektedir. Bahsettiğimiz afetleri meydana getirerek, üzerinde yaşadıkları gezegene hiçbir hakimiyetleri olmadığını onlara hatırlatmaktadır. Kendi acizliklerini kendilerine göstermekte ve bütün bunlar öğüt alıp aklını kullanabilenler için birer düşünme nedeni olmaktadır.

Önemli olan, insanların bu olaylardan almaları gereken dersi kavrayabilmeleridir. Çünkü Allah'ın insanlara, maddi ve manevi zarar veren olaylarla hatırlatmalar yapması, o insanların bulundukları sapkın durumdan kurtulmaları, Allah'ın dosdoğru yoluna girmeleri için kendilerine verilen bir mesajdır.


http://www.harunyahya.org/cep_kitaplari/dunyahayati/res/natgejuly9.jpghttp://www.harunyahya.org/cep_kitaplari/dunyahayati/res/natgeju198c.jpg
1998 Şubatı'nda Florida'da meydana gelen kasırga, evleri yerle bir etmiş, arabaları yollardan savurarak evlerin üzerlerine fırlatmıştı. Yanda ve aşağıda şiddetli rüzgar sonucu etrafa dağılmış arabalar ve eşyalar.

Tayfun, kasırga gibi atmosfer olayları da dünya üzerinde sıkça karşılaştığımız afetlerdendir. Bu olaylar sırasında oluşan rüzgarlar kimi zaman evleri, binaları, barakaları, ağaçları, elektrik direklerini ve insanları fırlatıp savuracak kadar güçlüdür.
Özellikle güçlü tayfunlar, denizi de çalkalayarak dev dalgaların oluşmasına ve denizin aniden kabarmasına sebep olurlar. Dalgalar çok güçlü bir etkiyle kıyıdan karaya vurur. Bu, kimi zaman o bölgedeki karanın tamamen sular altında kalmasıyla sonuçlanabilir. Ayrıca tayfunla gelen yağmur, özellikle nehir alanlarında ciddi sellere yol açar.


C:\Users\kişi\Desktop\My Pictures\hortum\adsızhortum.bmp
Bir bölgeyi yerle bir edebilecek şiddette büyük bir hortum

Hortumlar (tornadolar), çok sayıda can kaybına ve maddi zarara neden olan, en tehlikeli hava olaylarından biridir. Yalnız ABD'de her yıl ortalama 800 kadar tornado olduğu ve bu olaylarda yaklaşık 80 kişinin hayatını kaybederek, 1500 kişinin de yaralandığı rapor edilmektedir. Tornadonun güçlü rüzgarları 483 km/saat'e ulaşabilmektedir. Genellikle kuzey yarım kürede saat ibresinin ters yönünde, güney yarım kürede ise saat ibresi yönünde dönerler. Bunun aksi yönünde olanlara çok nadir rastlanır. Tornadolar genellikle bir saatten daha az sürerler ve yaklaşık 32 km yol alırlar. Ancak bir kaç dakika sürerek, 7 km yol alan veya saatlerce sürerek 100 km'den fazla yol alanları da gözlenmiştir. Tornadoların yaşam süreçlerinde dört ana aşama vardır. Bunlar organizasyon, olgunlaşma, zayıflama ve bozulma aşamalarıdır. Organizasyonda, huni şekli ortaya çıkar ve yere kadar ulaşır. Olgunlaşma, tornadoların en büyük oldukları zamandır. Daha sonraki zayıflama aşamasında yavaş yavaş küçülmeye başlarlar ve son olarak parçalanarak bozulurlar, ancak bu durumlarında dahi halen yıkıcı etkileri vardır.

Tornadolar, havadaki ısı akımının çok güçlü bir şekilde yükselmesi sonucunda doğan girdaplardan birisidir. Bunlar tropikal siklonlara oranla çok daha küçük ve yerel olmakla birlikte dünyada bilinen en güçlü ve yıkıcı fırtınalardır. Tornadoların ılık sular üzerinde daha zayıf şiddette olanlarına da waterspout adı verilir. Genellikle ABD'nin güneydoğu sahillerinde, sonbahar ve kış sonuna doğru oluşur ki bu mevsimler, tornadoların en az görüldüğü zamanlardır. (Harun Yahya, Dünya Hayatının Gerçeği)

Tornadodaki ısı akımının artması, hava kütlelerinin alttan ısınması ile değil, nemli-sıcak (maritim-tropikal) bir hava kütlesi üzerine kuru-soğuk (kıtasal-poler) bir havanın çıkması ile oluşur. Sıcak havanın üzerinde soğuk havanın bulunması kararsızlık oluşturur. Zaten tornadoların gelişmesi için kararsız havanın şart olduğu ve şiddetli fırtınalı havaların tornado oluşumu için uygun olduğu bilinmektedir. Bu durum, en çok yükseklerde çıkıntı gösteren bir soğuk cephede olabilir. Son derece büyük bir hızla yükselen hava içinde çok güçlü girdap meydana gelir ve nemli hava hızlı bir şekilde soğuk havanın içine çekilir, kısa zamanda kararsız hava ve şiddetli fırtınalar doğar. Rüzgarın yükseklikle hızının artması yani düşey rüzgar şiddeti ve yönünün değişmesi, etrafındaki havanın yatay olarak dönmesine neden olur. Bu yatay hava sütunu, yukarı yönde kuvvetli bir akımla karşılaştığı zaman dönerek yükselmeye başlar. Bu dönen hava kütlesi mezosiklon olarak adlandırılır. Tornadolar genellikle mezosiklonların içinde oluşur ancak bu her mezosiklonun tornado üreteceği anlamına gelmez.

Havanın hızla yükselmesi ile basınç düşerek sıcaklık azalır. Böylece bu hava içindeki su buharı yoğunlaşır ve kararsızlık daha da artarak tornadoların olağanüstü enerjisini doğurur. Yoğunlaşan su buharı, orta kısmın beyaz-gri renkli huni şeklinde bir bulut gibi görünmesini sağlar. Huni bulutun altındaki hava, merkeze doğru çekilirken hızlı bir şekilde soğuyarak yoğunlaşır ve bulutun tabanından yere uzanmaya başlar. Bu yere ulaştığı andan itibaren tornado olarak adlandırılır ve büyük bir yıkım başlar. Bundan sonra su, toz ve diğer yabancı maddeler gibi, rastladığı her şeyi içine alır ve böylece koyu renkli siyaha yakın bir sütun halini alır. Tornadoların büyüklükleri çok farklıdır. Genellikle çapları 1500 metreyi geçmez, ancak bir iki metre alanlarında da rastlanabilir ve kimi zaman saatte 483 km hıza sahip rüzgarlar oluştururlar.

Şüphesiz her şeyi kontrol eden Allah tornadoları da kendi kontrolünde tutmaktadır. Allah bize bu gerçeği bir Kuran ayetinde şöyle haber vermiştir: "Gece ile gündüzün ardarda gelişinde (veya aykırılığında), Allah'ın gökten rızık indirip ölümünden sonra yeryüzünü diriltmesinde ve rüzgarları (belli bir düzen içinde) yönetmesinde aklını kullanan bir kavim için ayetler vardır." (Casiye Suresi, 5)

Çoğunlukla sadece hafif bir esinti olarak hissettiğimiz rüzgarın, kimi zaman insanları, hayvanları, taşıtları ve hatta evleri hareket ettirecek güçte olması, Allah'ın kudretini gözler önüne sermektedir. Allah dilese tayfun, kasırga, hortum gibi atmosfer olaylarını çok şiddetli ve sık olarak oluşturabilir.

Oysa Allah her olayda olduğu gibi burada da insanlar üzerindeki korumasını göstermekte; onları ara ara üzerlerine yolladığı fırtınalarla uyarmaktadır. Uyarmaktadır ki; insanlar dünyada ne amaçla bulunduklarını, Allah'ın gücü karşısındaki acizliklerini ve O'na hesap verecekleri günle karşılaşacaklarını unutmasınlar.

ALLAH'TAN BİR RAHMET OLARAK


Dünya üzerinde hiçbir şey Allah'tan bağımsız değildir. Fakat, "insanların çoğu" bu gerçeği bilmezler. Dünyada başlarına hiçbir şey gelmeyeceği zannıyla yaşarlar. Etraflarında olup biten afetlerle bir gün bir şekilde karşılaşabileceklerini düşünmezler, söz konusu olayları kendilerinden son derece uzak görürler. Meydana gelen afetleri duyduklarında kısa bir an için etkilenebilirler ama bir süre sonra tamamen unuturlar.

Oysa her yeni günün, bir önceki ile aynı şekilde devam edeceğini düşünmenin ne kadar yanlış bir bakış açısı olduğu Allah'ın hatırlatmalarından çok iyi anlaşılmaktadır. Felaketlere maruz kalan kişiler de, yaşadıkları felaket gününün diğer günlerden farklı olmayacağını düşünmüşlerdir mutlaka. Ama o gün, onlar için diğerlerinden farklı olmuş ve Allah onları, sahip oldukları herşeyin bir anda yok olabileceğini gösterecek bir olayla muhatap etmiştir.

İnsanların önemli bir çoğunluğu bu gerçeğe karşı gaflet içindedir. Allah için yaşamaları gereken dünya hayatını kendilerine fayda sağlamayacak şeylerle oyalanarak geçirmektedirler. Bu açıdan insanların başlarına gelen zorluklar hem kendileri hem de onlara şahit olan diğerleri için Allah'ın bir rahmetidir. Allah bu yolla, dünyanın geçici bir aldanıştan başka birşey olmadığını onlara göstermekte, "gerçek yurt" olan ahirete hazırlık yapmaya teşvik etmektedir.